Kemal Gürses
   
Kemal Gürses
( 1884 - 1939 )

Hafız Kemal Gürses, 1884´te İstanbul Fatih´te Şehremini semti Tatlıkuyu Mahallesi´nde doğdu. Babası aynı zamanda deri ticaretiyle de uğraşan saraç Mehmet Agah Bey, annesi ise köklü bir İstanbullu ailenin kızı olan Feride Hanım´dı. Hafız Kemal, üç kardeşin en büyüğü olarak dünyaya geldi. İlk eğitimini Baki Ali Paşa Mahalle Mektebi´nde aldı. Kuran hıfzına yani hafızlık eğitimine de o yıllarda başladı. İlkokulu bitirince Fatih Merkez Rüştiyesi´ne (ortaokula) ve ardından Vefa İdadisi´ne (lisesine) devam etti. Babası tıp eğitimi almasını istiyordu. Ama Hafız Kemal din eğitimini tercih etti. Arapça, Farsça öğrenirken bir yandan da müzik dersleri aldı. Babasının isteğini yerine getiren ise küçük kardeşi Vasıf Bey oldu ve tıp fakültesini bitirerek kadın doğum uzmanı diplomasını aldı. Yıllar sonra iki kardeş Çanakkale Savaşı´na birlikte katıldı. Vasıf Bey cephe gerisindeki sahra hastanesinde hizmet verirken, Hafız Kemal tabur imamı olarak ön saflardaydı. Kolundan yaralanıp, gazi oldu. Bu savaşı ve cephelerde kaybettiği arkadaşlarını hiçbir zaman unutmayan Hafız, Kurtuluş Savaşı´ndan sonra her yıl mart ayında Çanakkale´ye giderek şehitler için mevlit ve Kuran okudu. Kızı Velice Hanım, babasını ilk kez Çanakkale´ye Atatürk´ün gönderdiğini söylüyor. Müeyyet Güney ve Naciye Melahat isimli iki kızı oldu. Müeyyet Hanım, hálá hayatta. İlk eşini genç yaşta kaybedince Müjgan Hanım´la evlendi. Bu evlilikten de üç kızı oldu: Velice Bilge, Ayten Gürses ve Yıldız Demirel. Kemal Bey, müzik eğitimini dönemin en yetkin hocalarından aldı. Ama ilk hocası yine bir din adamıydı. Kasımpaşa´daki Küçük Piyale Paşa Camii imamı Cemal Efendi, ona müziği sevdirdi. Daha sonra Besteniğar Ziya Bey, Muallim Kazım Uz ve Hacı Kirami Efendi gibi önemli müzisyenlerden dersler aldı. Hafız Kemal, önceleri din dışı müzikle pek uğraşmadı. Ama sonraki yıllarda gazele ve şarkıya da yöneldi. Hafız Sami ve Hafız Osman gibi büyük üstatlardan sonra en sevilen hafız olarak 20. yüzyıla damgasını vurdu. İlk görev yeri Tophane Camii´ydi. Daha sonra da Nüzhetiye Camii baş müezzinliğine atandı. Bir sonraki görev yeri olan Süleymaniye Camii´nde ölene kadar kaldı. Zaten, Süleymaniye ilk kurulduğundan bu yana memleketin en iyi imam ve müezzinlerinin görev yeri olmuştu. Bir yandan din adamı olarak çalışırken diğer yandan müzikle de yakından ilgilenmeye başladı. İstanbul Radyosu´nun ilk kurulduğu yıllardan itibaren yakın arkadaşı Hafız Sadettin Kaynak ile birlikte yayınlara katıldı, Darül Elhan Heyeti üyeliğinde de bulundu. Darül Elhan tasnif heyetinin notaya aldığı klasik repertuvarı plaklara okuması da bu yıllara rastladı. Hafız Kemal ve Sadettin Kaynak´a şöhretin kapılarını, Columbia firması için yaptıkları 78 devirli taş plak kayıtları açtı. Bu plakları doldurmak için, 1928´de yanına saz heyetini alarak Almanya´nın yolunu tuttu. Kısa zamanda on bine yakın satış rakamına ulaştı. Ülkenin o zamanki nüfusunu düşünürsek, evinde gramofon olan hemen herkesin bu plaktan almış olduğunu anlarız. Columbia´nın mor etiketle yayınladığı 30 ve 27 santimlik plaklara gazeller, şarkılar ve 5 plaktan oluşan mevlit okudu, Sadettin Kaynak ile bir dizi eserin kaydını yaptı. Hafız Kemal Bey, geleneksel fasıl icrası anlayışıyla yapılan kayıtlarda, şarkıların yanında türküler de okudu. Darül Elhan plakları dışında, Columbia, Odeon ve Sahibinin Sesi firmaları için de 80 eserden oluşan toplam 40 plak kaydı gerçekleştirdi. Ölümünden önce Sahibinin Sesi firması için yaptığı plaklara türküler ve zeybek havaları da okudu. Columbia firmasının yayınladığı mevlit plakları Hafız Kemal´in ölümsüzleşmesini sağlayan eserlerdi. Büyük yankı uyandıran bu plakların etiketinde Hafız, “memleketimizin Medar-ı İftiharı Mevlithan-ı Şehir“ olarak tanıtılmıştı. Hafız Kemal Bey, kızlarına da müzik eğitimi aldırmış. Velice Hanım´a özel hocalar tutmuş. Velice´nin sesi çok güzelmiş. Bir gün onu alıp Beyoğlu´ndaki Odeon Stüdyoları´na götürüp plak bile doldurmuş. Haftanın bir günü İstanbul´un en seçkin müzisyenleri Hafız Kemal Gürses´in evinde toplanırdı. Aralarında Ali Rıza Şengel, Tahsin Karakuş, Nuri Halil Poyraz, Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Sadi Işılay, Kemal Batanay, Sadi Hoşses, Hafız Burhan Sesyılmaz gibi isimlerin bulunduğu heyet gece yarılarına kadar meşk ederdi. Kalp rahatsızlığı nedeniyle Süleymaniye´deki evinde bir yıl boyunca hasta yatan büyük sanatçı 9 Ağustos 1939´da vefat etti. Mezarı Edirnekapı´da büyük divan şairi Baki´nin hemen yanında. Bir efsaneye göre derler ki;O Süleymaniye Camii´nde mevlit okurken kuşlar susar, havuzun fıskiyelerindeki sular durur, çınarların yaprakları arasında gezinen rüzgar hızını keser, bütün şehir onu dinlerdi.“

Önemli Eserleri
Yüzüm Gülsede Kızlar Bir Bahar Akşamı Fikrimin İnce Gülü Ne Gülün Rengini Sevdim Geçti Hayal İçinde Canlandı Hayalimde O Şuh Sazı Elimde Güzel Bir Göz Beni Attı Anladım Sevmeyeceksin Aşkınla Sürünsem
Facebook'ta Paylaş
Copyright © soncemre 2007 - 2009